Fish : Boyner - Akbank Kardeşliği Ürünü

⊆ 04:29 by sarphan uzunoglu | , , , . | ˜ 0 yorum »

Boyner beş yıllık bir toparlanma sürecinin ardından sık kullanılan tabirle "algı sınırlarını zorlayan" bir kredi kartını piyasanın kullanımına açtı. Akbank desteğiyle çıkan bu yeni kart fish adını taşıyor. Sloganı şöyle:


FISH'TE BÜTÜN HAYALLERE YER VAR
PEKİ SİZDE FISH VAR MI?


Bir slide şeklinde ilerleyen reklamda açıkçası insanın eksilttiği yönlerinden, vazgeçtiği hayallerinden yola çıkılıyor:

"Sizi terk eden sevgilinizin önünden muhteşem bir arabayla geçebilirsiniz." , "Bir tekneyle okyanusa açılabilirsiniz." gibi tüm insanların aklından ömürlerinde en az bir kez geçmiş hayallere dokunduruluyor fish.

Fark ettiğiniz üzere evinizin kadını olmak ister misiniz gibi değil daha elit hayaller sunuluyor çünkü Fish üst gelir grubuna sunulan bir kart. Zaten kredi kartlarının bu denli sorun olduğu bir ülkede sıradan bir maximum vb. kartla çıkış yapmak da Boyner grubu için başarısızlığı getirirdi. Şimdi ise şansları var çünkü iyi yerden yakalamışlar insanları: Hayallerinden.

Şimdilik çekilişleriyle, güzel reklamıyla akılda kalmaya yatkın bir iş yapmışlar.


Kristal Elma!!

⊆ 18:15 by sarphan uzunoglu | , . | ˜ 0 yorum »

Hollywood denince akla Akademi Ödülleri (Oscar) geliyor değil mi? Bir reklamcının zirvesi nedir peki? Türkiye'de en prestijli reklamcılık ödülü elbette Kristal Elma.

Şimdi Kristal Elma nedir ne değildir buna bir göz atalım.



Reklamcılar Derneği Yönetim Kurulu 1989 yılında, Türkiye'de faaliyet gösteren
reklam ajanslarının ve çalışanlarının yıl boyunca harcadıkları emeğin, ortaya
koydukları özgün yaratıcı çalışmaların ödüllendirileceği bir yarışma düzenlemeyi
kararlaştırdı. Bu karar alındığında akla ilk gelen sorular arasında şunlar da vardı:

Yarışmanın adı ne olmalı, ödül nasıl tasarlanmalı?

O yönetim döneminin
Başkanı Eli Acıman, Asbaşkan Ersin Salman'ı görevlendirdi:
"Bir çalışma yap ya da yaptır, bize bir öneriyle gel." Ersin Salman ertesi gün
Metin Deniz'le buluştu, ortak bir çalışma yürüttüler.

Yarışmanın adı, ödülün biçimi, malzemenin türü bu çalışma sonunda ortaya
çıktı. Ve bir hafta sonraki Yönetim Kurulu'na net bir öneriyle geldiler:

Yarışmanın adı
"Kristal Elma Türkiye Reklam Ödülleri Yarışması" olsun, ödül
"Kristal" bir "Elma" ve ona saplanan bir "Ok"tan oluşsun. İşte o toplantıda
oybirliğiyle kabul gören yarışma adı ve ödül tasarımı, 2003 yılında 15. yaşını
doldurdu.

Peki, niçin "Kristal", "Elma" ve bir "Ok" var?
Kristal; temizliği, saydamlığı, netliği simgeliyor. Gerek mesajınız, gerekse onu taşıyan
ortam bu temizlikte, bu netlikte ve bu saydamlıkta olmalı...

Elma; yollanan reklam mesajını almasını beklediğiniz kişileri, yani hedef kitleyi
simgeliyor.

Ok; mesajınızı ve satışı sağlayan yaratıcı fikri simgeliyor.


Reklamcının Gönlündeki Müşteriler

⊆ 17:53 by sarphan uzunoglu | , , , , , , , , , , , , . | ˜ 0 yorum »

Yılın ilk 6 ayını kapsayan TV reklam ölçüm raporuna göre, ekranlarda en çok reklamı yayımlanan markalar, Turkcell, Danone ve Algida oldular.
Medya Takip Merkezi (MTM)’nin raporuna göre kanalların gözde reklamvereni, ekranlarda 33 bin 295 adet spotuyla, 290 saat yer alan Turkcell oldu. Vodafone’nun pazara girmesiyle iletişim harcamalarını arttıran Turkcell’in, 2007 yılının aynı dönemine kıyasla TV reklamlarında % 48 oranında artış olduğu gözlendi.

Reklam süresine göre yapılan incelemede, en çok reklam veren markalar listesinde ikinci sıraya, gıda sektörünün önde gelen markalarından Danone yerleşti. Danone’nin reklamları, 23 bin 321 kez tüketiciyle buluşurken, reklamlarının ekranda kalma süresi 191 saate yaklaştı.
Yılın ilk yarısının en çok reklam veren üçüncü markası ise dondurma pazarının lideri Algida oldu. Altı aylık süreçte toplam 28 bin 261 adet spotla ekranlarda yer alan Algida’nın reklamları, 167 saat boyunca tüketiciye seslendi. Algida, 2007’nin ilk yarısına kıyasla reklam sayısını % 15.5 oranında arttırdı.
MTM’ nin aynı ölçüm sonuçlarına göre; 2008’in ilk altı ayında TV’de en çok reklam veren diğer markalar, reklam süresine göre sırasıyla; Kosla, Vodafone, Arçelik, Calgon, Avea ve Türk Telekom oldular. Spot adedine göre sıralama ise şöyle oldu: Turkcell, Algida, Kosla, Danone, Vodafone, İstikbal, Arçelik, Ufo, Avea ve Calgon.


Kaliteli İşler Serisi 1

⊆ 15:59 by sarphan uzunoglu | , , , , , , . | ˜ 0 yorum »







İlk Fotoğraf

⊆ 14:08 by sarphan uzunoglu | , , . | ˜ 0 yorum »


"Vue de la fenêtre du domaine du Gras" "Gras civarının pencereden görünümü" anlamına gelen ve döneminde helyograf olarak adlandırılmış ilk fotoğraftır ve 1826 yılında Fransız Mucit Joseph Nicephore Niepce tarafından çekilmiştir. Basım aşaması 8 saat süren fotoğraf günümüz şartlarının temelini atmasıyla insan zinhinde önemli bir heyecan uyandırıyor.



Bernbach'tan

⊆ 13:18 by sarphan uzunoglu | , . | ˜ 0 yorum »


Bazı Yazılar Bazı Afişler ve Reklam

⊆ 11:47 by sarphan uzunoglu | , , , . | ˜ 0 yorum »



Sanırım bu piyasanın şunu kabul etmesi gerek. Biz ürün değil, yaşam tarzı satıyoruz. Nutella değil Nutella yiyen entel imajı satıyoruz örneğin. Cola Turka'yı eve getiren muhafazakâr aile babasını yaratan da biziz. İşte bu konumda reklamcılar her şeyle suçlanıyorlar, çünkü onlar bir nevi 1 lira edecek malı göz boyayıp 4 liraya satma mühendisleri. Yani mala bir mühendisin ya da mucitin kattığının fazlası değeri onlar katıyor özellikle marka yönetmenleri.

Bu durumda ise stereotyping ortaya çıkıyor. Bu durumu özetlemeye gerek yok sanırım. Muzaffer Kuşhan'ın kampında ideal (!) kadın bedenine kavuşmak için ölenler aslında biraz da bu sektörün kurbanları, çünkü olmak istedikleri yaratıkları idealize eden biziz.
Reklamcılığın kullandığı bir çok mekanizma var; ancak hiçbiri yabancılaşma'yı engelleyemiyor ve Marx Amcamız her fırsatta feci koyuyor. Çünkü reklamı yapılan ürün çoğunlukla zaten tüketmeye meyilli olana satılıyor ve üreten ürettiği yerde daha az kazancıyla kalıyor.

Peki reklamın ahlâkı olur mu? Reklamın ahlâkı müşteriye gösterilen tavırda olur, tüketeni gözeten bir ahlâk ne yazık ki düşünülemez.





Bir Reklam Dahisi: Bill Bernbach

⊆ 11:48 by sarphan uzunoglu | , , , , , , . | ˜ 0 yorum »


Amerika'da büyük kasalı arabaların otobanlarda çılgın attığı yıllar. Vosvos'un Amerika'da topu atmaması için hiçbir sebep gösterilemiyor çünkü bu araba Amerikan Halkı'nın standartlarına uymuyor, uyamıyor.


Ta ki Bill Bernbach isimli bir dahi çıkıp söylenmemiş olanı söylemenin ve topluma aksi yönü mizahi ve yalın bir dille işaret etmenin gücünü keşfedene kadar.

O'nun adını duyduğunuzda aklınıza özellikle gelmesi gereken prensip "mizahi ve yalın anlatım", unutulmazı ise "Think Small"sloganıyla başlayan "Lemon" ile devam eden kampanyasıdır.

Her ne kadar hakkındaki ayrıntılar reklamcılık ve promosyon sektörünü ilgilendiriyor gibi görünse de Berbach tüm sektörlere hitap eden bir çok öğüt vermiş bir insan. Bugün çoğu akademisyenin üstünde birleştiği "İnsanları asıl heyecanlandıran şey onlara neyi anlattığınız değil nasıl anlattığınızdır." cümlesi Berbach'ın. Her ne kadar reklamın ve sektörünün önemini öne
çıkarıyor gibi görünse de bu cümle aslında göründüğünden çok daha fazlasını barındırıyor içinde.

Elbette Avis'in biz ikinciyiz ve birinci olmak için "hep daha fazla deniyoruz" (so we try harder!!) reklamı da bugün Hülya Avşar'ın kullandığı "Şampiyon belli ikinci kim?" mantığının çok ötesinde bir zekaya ve kitleye hitap ediyor. Üstelik zekaya ve kaliteye değer veren, reklamı prime time öldürgeci olarak görmeyen seyircinin bugünlere gelebilmesinin de nedenlerinden biriydi bu kampanya.
Elbette Coca Cola ve Marlboro'yu bile en iyi reklamlar listesinde geride bırakıp birinci olan "Think Small"'ın yeri ayrıdır. Yaptığı işleri geçip öğütleriyle devam edelim.

"Taklit ticari intihar olabilir."

Özellikle az gelişmiş ülke reklamcılarının sık sık düştüğü tekrarcı ve taklitçi anlayışın götürülerini oldukça güzel görmüş ve fikrini yansıtmış Bernbach. Bugün her deterjan markasının aynı tip reklam yapması ve aralarından birinin sıyrılamayıp belki de pazar paylarının statik oluşu bundan kaynaklanıyor.

"Renksiz bir gerçek kimsenin dikkatini çekmez. Heyecanlı bir yalan ise mutlaka dikkat çekecektir. İyi ve dürüst insanların anlaması gereken budur. Aktarmaya çalıştıkları heyecanlı ve özgün değilse, yapılan iş ölü doğar."

Umutları olan, güzel kebap yapan; ama bunu ambalaja koymaktan aciz bünyelere gidiyor sanırım bu mesaj da. Hediye paketi en fiyakalı olan, arabası en güzel olanın en havalı olduğu bir yüzyılda yaşadığımızı unutmuyorsunuzdur umarım. Yarar değil tanıtımı yücelten tüketici kültürü reklamcılığın tam istediğidir; ancak anneyi tekrar boyayıp babaya satmak da sıradan ve masum bünyenin işi değil görüldüğü üzere.

"Sanatçının yıktığı şey kurallardır. Akılda kalanlar asla formüllerden oluşmaz."

Reklamcılığı yüksek sanat mertebesine getiren adamdan birilerine itici gelebilecek yaratıcılık kalesine ait çok sağlam bir cümle. Belki de reklamcılık, yaratıcılık, minimalistlik ve kaliteyi aynı potada eriten adama ilişkin bu yazıyı burda sonlandırmakta fayda var. Ne diyelim, "küçük düşünün..."